Montessori Temel İlkeleri

Özgürlük: Montessori’nin çocukluktaki özgürlük anlayışı üçe ayrılmaktadır, seçme, iletişim ve hareket özgürlüğü. Çocuk çalışmak istediği materyalini seçme ve onunla geçireceği süreye karar vermede özgürdür. Ancak bu özgürlük başıboşluk değildir. Özgürlüğün sınırlarını çocuğun özgür keşfinin desteklendiği hazırlanmış çevre belirlemektedir. Montessori’nin özgürlük anlayışının temelinde saygı yatmaktadır. Çocuklar sınıf ortamında diğer arkadaşlarının çalışmalarını bölmeden ve onları rahatsız etmeden iletişim kurma ve hareket etme özgürlüğüne sahip olarak eğitim alırlar.

Saygı: Montessori eğitiminde saygı da temel ilkelerdendir. Çocuğa saygıyı öğretmenin en iyi yolu ona saygı duymaktan başlar. Eğitimin her anında çocuk saygıyı gözlemlemektedir. Eğitmenlerin çocuklara sınırlarını bilerek özgür seçimler yapmayı öğretmesi özsaygının gelişiminde önemli bir etkendir. Ayrıca, çocukların çevresine ve çevredeki diğer insanlara saygılı bir şekilde özgürlük anlayışı geliştirmesi özsaygıyı artırdığı gibi sosyal açıdan daha yetkin bireyler olmalarını sağlayacaktır. 

Öz-disiplin: Sınırları çizilmiş özgürlük anlayışının beraberinde getirdiği temel ilke öz-disiplindir. Çocuklar materyallerle çalışırken öğrenme sürecini en aktif şekilde gerçekleştirir. Materyalle yapmaları hedeflenen modelde kendi hatalarını kendisi gördüğünde odaklandığı işin aktif bir katılımcısı olur. Bu aktif katılım dikkati geliştirir, çocuğun kendine olan özgüvenini artırır, çocuğu eylemlerinin değerlendirilmesinde bir yetişkine bağımlı olmaktan kurtarır. Sonuç olarak Montessori eğitimde öğrenme içten gelen kontrollü bir yolla başarılır.

Hazırlanmış çevre: Montessori çalışmaları ve gözlemlerine dayanarak çocukların onlar için hazırlanmış, uyarıcı ve düzenli bir ortamda daha iyi gelişim gösterecekleri sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle çocuğun boyuna ve gücüne, ihtiyaçlarına ve duyarlı dönemlerine göre uyarlanmış tertipli ve uyarıcı bir ortamı hazırlanmıştır. Hazırlanmış çevre tamamen çocuk odaklıdır. Eğitim deneyiminin düzenli şekilde sunulduğu çocuk merkezli öğrenme alanları olan hazırlanmış ortamlarda Montessori’nin geliştirdiği materyaller belirlenen özel müfredata göre soldan sağa ve basitten karmaşığa olacak şekilde dizilmiştir. Hazırlanmış ortamın temel unsurları; özgürlük, yapı, düzen, güzellik, doğa ve çocuk gelişiminin sosyal ve entelektüel yönlerinin birleştirilmesidir. 

Tecrübeyle (Yaparak/yaşayarak) öğrenme: Öğrenme çocuklarda öncelikle somut kavramlarla başlar. Duyu organları çevreyi tanımanın ve onu zihinde işlemenin en önemli aracısıdır. Çocuğun öğrenmesi için öncelikle duyu organları aracılığıyla hissetmesi gerekir. Somut olarak dokunduğu, incelediği, “kurcaladığı” materyaller öğrenmeyi anlaşılır kılar. Öğrenmenin kalıcı olması, farklı alanlara aktarılabilmesi de ancak öğrenilen şeyin çocuğun hayatın içine dâhil olup bizzat deneyimlemesiyle ve iyi anlaşılmasıyla gerçekleşir.

Karma yaş: Montessori eğitiminde, çocukların üçer yıllık yaş aralığında gruplandırılması yaygındır. Böylece, büyük çocuklar liderlik rolü üstlenirken küçük çocukların taklit yoluyla öğrenmeleri teşvik edilmektedir. Ayrıca, karma yaş sınıfları çocuklara hem yaşıtlarıyla hem kendilerinden küçük hem de kendilerinden büyük çocuklarla sosyal olarak nasıl etkileşimde bulunacaklarını öğretir. Karma yaş grubu ile taklit yoluyla öğrenme, akran eğitimi ve takım çalışması sağlanmış olur. Yaş grupları bir arada olduğundan hiyerarşik yapı ortadan kalkar. Gerçek toplum hayatında hiçbir ortamda birey kendi yaşıtlarıyla bir arada değildir.